CUMARTESİ-PAZAR ARTIK EVLERİMİZDEYİZ!

CUMARTESİ-PAZAR ARTIK EVLERİMİZDEYİZ!

PROF.DR. İNANDI:MEVCUT ÖNLEMLER, SALGINI KONTROL ALTINA ALMAYA YETMEZ!

PROF.DR. İNANDI:MEVCUT ÖNLEMLER, SALGINI KONTROL ALTINA ALMAYA YETMEZ!

CHP’Lİ TOKDEMİR:İVEDİKLİKLE ÜRETİCİLERİMİZİN SIRTINDAKİ AĞIR BORÇ YÜKÜNÜ ORTADAN KALDIRMAK ZORUNDAYIZ!

CHP’Lİ TOKDEMİR:İVEDİKLİKLE ÜRETİCİLERİMİZİN SIRTINDAKİ AĞIR BORÇ YÜKÜNÜ ORTADAN KALDIRMAK ZORUNDAYIZ!

EXPO İÇİN BORÇLANMA YETKİSİ OY BİRLİĞİ İLE KABUL EDİLDİ!

EXPO İÇİN BORÇLANMA YETKİSİ OY BİRLİĞİ İLE KABUL EDİLDİ!

BELEDİYEMİZLE İLGİLİ TÜM HİZMETLERİ DİJİTAL ORTAMDA GERÇEKLEŞTİREBİLİRSİNİZ!

BELEDİYEMİZLE İLGİLİ TÜM HİZMETLERİ DİJİTAL ORTAMDA GERÇEKLEŞTİREBİLİRSİNİZ!

Savaş, şikayet ediyor ama…Adaptasyon için ne yapıyor, soralım!
  • TamerYAZAR
    • Tamer YAZAR
    • tamer@sonsuzhaber.net
    • 17 Şubat 2019 - 02:50:57

Avrupa Konseyi Irkçılık ve Hoşgörüsüzlükle Mücadele Komisyonu’nun (ECRI) son yıllardaki raporları da ortaya koyuyor ki, Avrupa’da, yabancı düşmanlığı ve nefret içeren söylemler her geçen gün artıyor…

Peki, siyasetin bunu destekler rolünü besleyen nedenler mi ?

Listede en başta ekonomik nedenler var !
Tabi toplumsal güvenlik endişesi de !
Sosyal uyumsuzluk bahanesi de !

Avrupa’nın son yıllarda göçmenlere bakışı, aşırı sağ politikacıların yükselişini de beraberinde getirdi ve bu da, ULUSALCI çıkışların ülke siyaset algısında birkaç adım öne çıkmasına sebep oldu !

Peki, Türkiye ne halde ?

Peki ya biz ne haldeyiz ?
Antakya, Hatay olarak, neredeyiz ?

Kendimize karşı biraz dürüst olalım mı ?

Yabancı düşmanlığı ve nefret içeren söylemler noktasında değiliz… HENÜZ değiliz ! Ama siyasetin Ankara’sı ile Hatay’ın yereli arasında, farklı nedenlerle paylaşılamayan (!) SIĞINMACI kalabalıklar nedeniyle yükselen sesler, bizleri ister istemez bu kısma yaklaştırıyor ! Biri, diğerini, sığınmacıları sandık önünde kuyruğa dizmekle suçlarken… Diğeri, tam da seçim öncesi ortaya çıkan VATANDAŞLIK hikayesinin 31 Mart ile ilgili olmadığının savunmasında bata çıka ilerliyor !

Ama ifade edilenler HOŞ değil !
Arada kalan sığınmacılar adına hele ki !

Şimdi, konunun ana taraflarından birine, Hatay’ın Büyükşehir Belediye Başkanı Lütfü Savaş’a söz verelim ve iki açıklaması ile önce O konuşsun, ardından da bizler…

Evet…

İlk açıklama, 5 Şubat Salı günü, Halk TV Ana Haber bülteninden…

“Aynı dünyada yaşıyoruz, fakat yaşam tarzlarımız ve beklentilerimiz farklı. Böyle olunca da, iki toplum arasında ciddi bir UYUM SORUNU yaşanıyor. Ensar muhacir konusunda bir sıkıntımız yok. Fakat savaş bittiğinde de kendi ülkelerine GİTMELERİNİ İSTİYORUZ. Ben, Hatay Büyükşehir Belediye Başkanıyım. En çok oyu alarak seçilen bir insan olarak, Hatay’ın sıkıntılarını kamuoyu ile paylaşmak zorundayım. Bu paylaşım, hiç kimseyi RAHATSIZ etmemeli. Bugün bunları konuşmazsak, yarın bunları KONUŞAMAZ HALE geliriz.”

İkinci açıklama, 4 Şubat Pazartesi günü Beyzade FM’den…

“3 yıl önce, Suriyeliler ile Türklerin DOĞUM ORANI eşitti. İstatistiklere göre, 3 yıl sonra, doğum oranları %75 civarında olacak. Birkaç yıl sonra, BİZİM ÇOCUKLARIMIZ, Suriyelilerden nüfus olarak daha az olabilir. BİZİM GENÇLERİMİZ iş bulamıyor ya da daha az maaşa çalışmak zorunda kalıyor. Birkaç aile birleşip ev tuttukları için ev kiraları arttı. Bu kentte bir EMEKLERİ YOK. Biz, bu insanlara bu kadar kolay kimlik verirsek, BİZİM ÇOCUKLARIMIZ öz yurdunda garip olacaklar. Bu şehrin geçmişini, kültürünü bilmeyenler, bu şehir üzerinde SÖZ SAHİBİ olacaklar. Hatay’da benim gibi düşünen insan sayısı çok fazla. İnsanlarımız mağdur durumda.”

Bu iki açıklama noktasında duralım, ama aynayı da biraz yakından tutalım, ki kendimize de DÜRÜST olalım… Zira Savaş’ın her iki açıklaması da, kendi küçük Suriye’leri içinde yaşayan ve topluma adapte olmakta halen ciddi sıkıntılar yaşayan sığınmacıları, kent insanı gözünde açık birer HEDEF haline getiriyor… BİZİM ÇOCUKLARIMIZ ifadesi ise, eldeki adına en güçlü ÖTEKİLEŞTİRMENİN altına resmi-kurumsal bir imza atıyor…

Açıkçası merak ediyorum…

“Bu kentte EMEKLERİ YOK” denen, artan NÜFÜSLARI bağlamında ise TEHDİT UNSURU olarak gösterilen sığınmacılar için YEREL anlamda ne yaptık şu ana kadar ? Toplumla uyumlarını sağlama adına, ne kadar ortak alanlar yarattık ? Kendilerini, içinde yaşadıkları bu kente anlatmaları için nasıl fırsatlar sunduk ? Ankara’nın elinde siyaset malzemesi olmakla suçladıklarımızı, bu tartışma öncesine kadar, ne kadar bu KENTLİ saydık ? Sahi, onları bu KENTLİ yapmak için ne kadar çaba sarf ettik ?

Bir şeyi daha merak ediyorum…

Sahi, Almanlar da, siyasi ve ekonomik alanda bugün çok güçlü mevzileri elinde tutan bir zamanların GÖÇMEN statülü Türklerin, bir zaman gelip de Almanya’yı ele geçireceğini düşünüyor mudur ?

  • Etiketler
  • Yorumla
Üye Girişi
  • Kullanıcı Adınız
  • Şifreniz