HESOB VE ATSO’DAN GÖNÜLLÜ KAPAMA ÇAĞRISI!

HESOB VE ATSO’DAN GÖNÜLLÜ KAPAMA ÇAĞRISI!

BAŞKAN GÜZEL:ENGELLİLERE POZİTİF AYRIMCILIK UYGULANARAK YAŞAM KALİTELERİNİN…

BAŞKAN GÜZEL:ENGELLİLERE POZİTİF AYRIMCILIK UYGULANARAK YAŞAM KALİTELERİNİN…

PALANDÖKEN:ESNAFIMIZ ÇOK ZOR GÜNLER GEÇİRİYOR!

PALANDÖKEN:ESNAFIMIZ ÇOK ZOR GÜNLER GEÇİRİYOR!

Hayata Engelli Bireylerin Penceresinden Bakmak…

Hayata Engelli Bireylerin Penceresinden Bakmak…

CUMARTESİ-PAZAR ARTIK EVLERİMİZDEYİZ!

CUMARTESİ-PAZAR ARTIK EVLERİMİZDEYİZ!

İnsan olmaya çalışıyoruz!Sonunda olduğumuz şey mi?
  • TamerYAZAR
    • Tamer YAZAR
    • tamer@sonsuzhaber.net
    • 24 Ocak 2019 - 00:56:16

Hayata dair şikayet edenleriz genelde, ki şikayet listelerimiz hiç bitmez…

Oysaki Lao Tzu, eldeki adına öyle güzel bir tanımlama yapar ki…


Tanrı, size istediğiniz insanları değil, ihtiyacınız olan insanları verir… Öyle ki; bu insanlar size yardım edecek, sizi incitecek, size acı verecek, sizi terk edecek, sizi sevecek ve olmanız gereken insan olabilmenizi sağlayacaktır…

Fazla mı iyimser oldu ?

Belki de ihtiyacımız olan da budur !
Ertelememek ve olanı yaşamaktır !
Ve kader deneni kabul etmektir !

Ama ertelemeyi de sevenleriz…

Hatta hep bir YARIN vardır…
Yaşayacaklarımızın yarını…
Ertelediklerimizin yarını…

Bir gün, deriz…
O bir günü bekleriz…
O bir günü hayal ederiz…

Geçen buna dair konuşurken, Latince bir alıntı ile cevap verdi bir tanesi…


Cras te victurum, cras dicis, Posthume, semper; dic mihi, cras istud Posthume, quando venit?

Anlamı mı ?


Hep yarın yaşayacağım diyorsun, Posthumus, hep yarın…
Peki, söylesene bana, Posthumus…
Ne vakit gelecek şu yarın?

Haksız mı ?

Bence de ertelemeyin…
Hayatı olduğu gibi yaşayın…
Hikâyesiyle, hatta kendi hikâyenizle…

Yok, olana razı olun demiyorum, ki bu kadercilik olurdu !
Bizim kitabımızda yoktur zaten, kadercilik denen o boyun eğiş !

Ama o boyun eğiş, bu ülkenin iliklerinde var, işte bunu aşmak zor !

Nasıl mı ?

Bizim gibi geri kalmış toplumlarda her şey kaderdir !

Ölümler…
İş kazaları…
Çocuk gelinler…
Trafik faciaları…
Ve katledilen doğa…

Hatta durum öyle bir hal almıştır ki, ki hep dendiği gibi… Tüm ahlaksızlıkların birbirinden zararsız (!) isimleri vardır, ama kimseler bilmez, o isimlerin kimler tarafından takıldığını… Ama kabul de edilmiştir ! Toplum, o kabul edişte susarak, eldekine onay vermiştir ! Ardından da teker teker bizler…

‘Pedofoli’ denmez mesela, ‘çocuk gelin’ denir !!!

‘Katliam’ denmez örneğin, ‘iş kazası’ denir !!!

‘Kadın cinayeti’ denmez, ki ‘Namus meselesi’dir o !!!

Üç kağıtçılık mı ?
Uyanıklıktır…

Zübüklük mü?
İş bilmektir…

Rüşvet mi ?
İş bitiriciliktir…

Yalakalık mı ?
Halkla ilişkilerdir…

Sanırım, Lao Tzu’nun dediği insan olabilmek oldukça zor, hele ki eldeki bu ise… Belki de ısrarla başka bir YARIN düşleme sebebimiz de bundandır… O güne kadar bir adım geride kalıp, hayatı da o bir adım geriden izleme sebebimiz de…

Peki, nereye kadar ?

  • Etiketler
  • Yorumla
Üye Girişi
  • Kullanıcı Adınız
  • Şifreniz