HATAY BÜYÜKŞEHİR FESTİVALE HAZIR!

HATAY BÜYÜKŞEHİR FESTİVALE HAZIR!

DERBİNİN GALİBİ DEFNE BELEDİYESİ OLDU!

DERBİNİN GALİBİ DEFNE BELEDİYESİ OLDU!

HERKES İÇİN ADALET!

HERKES İÇİN ADALET!

İŞSİZ SAYISI BEŞE KATLANDI!

İŞSİZ SAYISI BEŞE KATLANDI!

ALİ İSMAİL’İ, DÜŞLERİNDE, ÖZGÜR DÜNYASINDA, SEVGİ İLE ANIYORUZ!

ALİ İSMAİL’İ, DÜŞLERİNDE, ÖZGÜR DÜNYASINDA, SEVGİ İLE ANIYORUZ!

İktidarın hesap zamanı…Oturup da düşünme zamanı…
  • TamerYAZAR
    • Tamer YAZAR
    • tamer@sonsuzhaber.net
    • 25 Nisan 2019 - 19:39:32

Geçen biri basit bir hesap yapmış…
Aslında birçoğumuzun hesabını…
Yiyip içtiklerimizi, açlığımızı…

Hesap mı ?

Oldukça basit…

Şöyle ki…

– Asgari ücret 2 bin 20 TL
– Bir çay-simit 2 TL
– 5 kişilik bir ailenin öğünü 10 TL
– Günlük gideri 30 TL, aylık 900 TL eder
– Cebinize kalır bin 120 TL

Peki, ötesi ?

Su faturası…
Elektrik faturası…
Yakacak, mutfak masrafı…
Çocukların okulu, servis parası…

Hele ki, patatesle soğanı, mahalle pazarı…

Haklınız, ne file doldu, ne midelerin bayram beklentisi oldu…

Anlaşılan o ki…

İktidar için KONU ne İstanbul’un kaybı, ne Ankara’nın yitirilişi, ne de Antalya, İzmir ve Hatay gibi beklentili illerin listeye alınamayışı… Asıl konu, hayat pahallılığı ! Asıl başarısızlık, sokağın okunamayışı ! Ama yaratılan yandaş ve partili kalabalıkla, mutlu mesut bir son yaratılacağı umudu !

Bundan sonrası ne olur bilinmez ama…

Ekrem İmamoğlu’nun, sokağı okuyabilen başarısı, uzun zamandır umutsuz olanlar için de umut oldu desek, yanlış olur mu ? Zira konu ne CHP, ne de ideolojik kazanımlar, ama yeni bir başlangıç, aralanan yeni bir sayfa, yazılacak yepyeni bir hikâye, hatta hikâyeler…

Niye mi ?

İnsanların yüzlerine bakınca siz ne görüyorsunuz bilmiyorum ama… Bir kez bakın… Bakın ve görün… Ne kadar yorgun olduklarını en çok da… ve kendi hikâyeleri içindeki kaybolmuşluklarını…

Tarık Tufan’ın bir kitabı var,
“Beni Onlara Verme” diye…

Oradaki anlatış çok etkileyici…

İnsana dair, yaşananların yüzde bıraktığı derinliğe dair…

Mesela şu kısım…

Ruhuma musallat olmuş o uçurumların kenarında yaşayabilmek için aylardır bıkmadan usanmadan çocukluğumun yüzlerini, sokaklarını, ağrılarını yazıyorum. Delirmişçesine, hafızamın kuytu, karanlık, ıssız yerlerine, çocukluğuma, ilk gençliğime, utançlarıma, kavgalarıma bakıyorum bir şeyler bulabilmek için. Ne arıyorum?

Bu kadar öykünün içinde aradığım nedir? Bir kere de mutlu bitsin şu hikâyelerin sonu diyenlere ne cevap vereceğim?

Ya da şu…


Bazı kadınların yüzü, ağır bir hikâyenin yaşandığı sokaklar gibidir. Bir Metin Kaçan romanının sokakları gibi darmadağın, acıtıcı, insanı nefessiz bırakan… Kalbiyle bakmayı bilen herkes, o sokakların her bir tarafına sinmiş keskin kokulu hüzünleri fark eder…

Daha fazlası var…

Ama özetle…

Biraz, bu hikâye gibiyiz…

Yorgunuz…
Eldekinden sıkıldık…
Umudun gri renginden de…
Sözlerin rüzgâra savruluşundan da…
Hayata dair İNŞALLAH denmesinden de…
BUNA DA ŞÜKÜR dedikçe azalan kendimizden de…

İktidarın kaybında yükselen

UMUT da
İSTANBUL da
EKREM İMAMOĞLU da buna dair…

Biraz gülümsemeye ihtiyacı olanların kalabalığı da…

O yüzden, ŞAŞIRMADIK !

  • Etiketler
  • Yorumla
Üye Girişi
  • Kullanıcı Adınız
  • Şifreniz