TÜRKİYE’NİN DÖRT BİR YANINDAKİ ÖĞRENCİLERE DEFNE SABUNU HEDİYESİ!

TÜRKİYE’NİN DÖRT BİR YANINDAKİ ÖĞRENCİLERE DEFNE SABUNU HEDİYESİ!

ERDOĞAN:OYUNCULARIMIZ SAHADA ADAM GİBİ MÜCADELE ETTİ!

ERDOĞAN:OYUNCULARIMIZ SAHADA ADAM GİBİ MÜCADELE ETTİ!

ÖZEL:HBB BAŞKANI LÜTFÜ SAVAŞ’IN YALANLARINA CEVAP VERMEKTE ZORLANIYORUZ!

ÖZEL:HBB BAŞKANI LÜTFÜ SAVAŞ’IN YALANLARINA CEVAP VERMEKTE ZORLANIYORUZ!

VALİ DOĞAN BU KEZ DEFNE’DE DENETİM YAPTI!

VALİ DOĞAN BU KEZ DEFNE’DE DENETİM YAPTI!

SAMANDAĞ KADIN GİRİŞİMİ KOOPERATİFİNE HİBE DESTEĞİ!

SAMANDAĞ KADIN GİRİŞİMİ KOOPERATİFİNE HİBE DESTEĞİ!

Adı, Ali İsmail…Soyadı, Korkmaz…
  • TamerYAZAR
    • Tamer YAZAR
    • tamer@sonsuzhaber.net
    • 29 Kasım 2017 - 02:32:20

Gerek Anne Emel Korkmaz gerekse de Gürkan Korkmaz ile haberler bağlamında defalarca bir araya geldim… Gözlerinin içinde paylaşılmak için bekleyen, bekledikçe de biriken hikayelerden arta kalan kelimelerin bile öfkeli çığlıklar içerdiğini görmemek mümkün mü ? Peki buna hak vermemek ! Hele ki yaşadıkları acının Eskişehir’den damlayan halinde hala adalet denen şeyden eser yokken !

“Günleri ve mevsimleri düşlerimize göre yeniden yaratacağız” demiş ya Paul Eluard… Ali İsmail Korkmaz’ın geride kalan Annesi de, Babası da, Ağabeyi de, yeni yaşamların yepyeni umutları ve yarım kalan çocuk düşleri için hala ayaktalar… Yok, hiçbir şeyi geride bırakmadılar… Aksine, bugün, o geride kalanların eseri… İnşa edilen yaşamlar ise dünde birikenlerin…

Biz mi ?

Yok, unutmadık…
Biz de unutmadık…

Ne Gezi’yi ne acıları…
Ne çığlıkları ne yaraları…
Ne ağaç bedenleri ne gazı…
Ne kapsülleri ne akan kanı…

Yarım kalan düşleri biriktiren Ali İsmail’in bugüne emanet ettiği umut için UNUTMADIK… UNUTURSAK KALBİMİZ KURUSUN diye boşuna demedik… O yüzden, UNUTMADIK ! Gezi’nin Türkiye’sinde tutunacak bir dünya bulamayanların ülkesinde, tutunmaya çalışan umutların yeni dünyası için, UNUTMADIK ! Yaşama dair hayallerini arayan umutsuzların kalabalığında elde kazma kürek yeniden inşa edilecek yaşamlar için, UNUTMADIK !

O yüzden, henüz 19’undayken öldürülen gencecik bir fidanın, Ali İsmail Korkmaz’ın yeniden bedenleşen ruhuna karşılık gelen ALİKEV için koştuk… İstanbul Maratonu’nda, ALİKEV ile hayata geçen vakfın çocuk düşlerini omuzlamak için koştuk… Madden KOŞTUK, manen KOŞTUK… Çocuklar okusun diye KOŞTUK… Gençler umut etsin diye KOŞTUK… Hayata dair hayallerinden vazgeçmesin diye KOŞTUK… Karşı karşıya değil, ama yan yana durarak birbirlerini omuzlamayı öğrensinler diye KOŞTUK…

En çok da…

Bu yolla elde edilecek bağışların biriktiği vicdan kumbarasında İNSANLIĞIMIZ çoğalsın diye KOŞTUK…

İNSANLIĞIMIZ mı ? Çoğaldı… Hem o kadar çoğaldı ki, UMUT oldu… Kocaman bir insanlık ağacı oldu… Dalları çocuk oldu… Yaprakları gencecik insanlar oldu… Meyveleri hasadın geleceğinde çiçek oldu… Buram buram Anadolu oldu… Ama bu ağaçta ÖTEKİ olmadı… Sadece BİZ oldu… Ali oldu… KORKMADI… Hayattan hiç korkmadı… O yüzden de iyiliği paylaşarak büyütmenin sihrinde büyüdü, büyüttü… Birbirine kenetlenen ellerin sayısını artırdıkça da şunu çok iyi gördü…

Ali İsmail Korkmaz bize yeniden hayat verdi…
Bir ölüm, geride kalan yaşamlara nefes verdi…

Ama bizlerin vicdan kumbarasında biriken İNSANLIK anlaşılan başka başka yerlerde eksilmiş… Eksildikçe de tükenmiş… Öyle ki, vicdan kumbarasını kalplerinde taşıyanlardan korkmaya başlamış… Bu öyle bir korku haline gelmiş ki, ölen bir gencin ruhunda bedenleştirdiği ALİKEV’den korkmuş ! Hunharca öldürülen bir gencin masum resimlerinin basılı olduğu tişörtlerle Maraton’da koşan vicdan sahiplerinin BAĞIŞ toplayan umutlarından korkmuş ! Bir vakfın bir araya getirdiği o milyonlarca BİZ’den korkmuş !

Belki de bir türlü olamadığı İNSAN’dan korkmuş…
Çünkü yeni insan, bir yazarın dediği modelmiş…

Hani demiş ya ;

“Yeni insan, bütün gücüyle yaşadığı sarhoşluğa tutunan insan… Oynadığı oyuna kendini kilitleyen insan… Yegane güvencesi kaçabiliyor olmak… Kendine ait ve kendinden gelen bütün sorulardan, bütün meraklardan, bütün kuşkulardan, bütün kaygılardan… Yeni insan, karnını başkalarıyla doyuran insan… Kendi yüzüne bakamayan, kendini yeryüzündeki bütün insanlara beğendirerek ispata çalışan insan… Aynayı, hiç kendi başına kalmayacağı kadar kalabalık tutmaya çalışan insan… Hep tükenen ve hep tüketen insan…”

Yok…

BİZ bu değiliz…
O yüzden koşuyoruz…
O yüzden de yan yanayız…
Yüreklerimizle nefes alıyoruz…
Vicdanımızla da hesap veriyoruz…

Farkımız mı ?

İnsanlığımız…

  • Etiketler
  • Yorumla
Üye Girişi
  • Kullanıcı Adınız
  • Şifreniz